Ana içeriğe atla

Kayıtlar

📑 Yol

En son yayınlar

📑 Vahdet-i Şühûd

İmam Rabbânî (k.s.) Vahdet-i Şühûd’u tercih etmiş ve şöyle özetlemiştir: > “Birlik, varlıkta değil; şuhûddadır.” Kulun algı düzeyi yükselince her şeyin "tek ve bir" olduğunu müşadehe eder. Bu mertebede birlik düşüncesi düşünsel, yani algısaldır; gerçekte ise varlığın birliği (Vahdet-i Vücûd) söz konusu değildir.

📑 Vahdet-i Vücûd

1. Hakikî Varlık Tek’tir İbnü’l Arabî’ye göre gerçek varlık yalnızca Allah’tır. Bizim “var” dediğimiz her şey, O’nun varlığının tecellileridir. “Varlık birdir; çokluk, aynadaki yansımalar gibidir.” Yani: • Ağaç → Allah değildir • Ama Allah’ın bir isminin tecellisidir • İnsan → bağımsız bir varlık değildir • İlâhî isimlerin en kapsamlı aynasıdır 2. Çokluk Bir Yanılsamadır Dünya bize çokluk gibi görünür: sen–ben, iyi–kötü, madde–ruh… İbnü’l Arabî der ki: • Bu çokluk aklın algısıdır • Hakikatte hepsi tek kaynaktan zuhur eder “Kesret (çokluk), vahdetin perdelenmiş hâlidir.” Bu yüzden tasavvuf yolunda amaç: Çokluğu inkâr etmek değil, ardındaki birliği görmektir. 3. İnsan = Âlemin Özeti (İnsan-ı Kâmil) İbnü’l Arabî’ye göre insan, sıradan bir varlık değildir. İnsan: • Allah’ın bütün isimlerini taşıma potansiyeline sahiptir • Bu yüzden ona “küçük âlem” denir • Âlem büyük aynaysa, insan en parlak aynadır İnsan-ı Kâmil: • “Ben” iddiası kalmamış • Kendini ilahî iradenin aracı olarak gören kişidir...

📑 İslam Ümmetinin Yetimleri Kürtler

(Mısırlı Arap Yazar Dr. Fehmi Sinnavi'nin Kaleminden Meseleye Dair Birkaç Not) —Kürtler, milattan 5.000 yıl önce Ortadoğu'da kendilerine yurt edinmişlerdir. O günden bu güne hep kendi yurtlarında yaşamışlardır. Kürtler Hz. Ömer döneminde Islam'a girmişlerdir. Kürtlerin tamamına yakını Ehl-i Sünnet vel'Cemaat ekolüne bağlıdırlar, yani Sünnidirler. Çok kadim ve derin bir etnik kökene sahiptirler. Kendilerine ait bir dilleri vardır. Dillerinin ismi ise Kürtçe diye adlandırılmaktadırlar. —Kürtler hiç kuşkusuz dürüst ve saf müslümanlardır. —Kürtler, 14 asırdan bu yanadır İslam kimlikleri konusunda taviz vermemişlerdir, hep islam üzere kalmışlardır. İslam davası için verilen savaşımlarda da hep ön cephelerde bulunmuşlardır. —Kürtlerin en karakteristik vasfı, cesaret ve yiğitliktir. Kürtler düşmanlarına karşı korkusuzca savaşırlar ve asla savaşlarda geri adım atmazlar. —Kürtler, haçlılarla amansız mücadeleye girişirken Araplar haçlılarla işbirliği yapıp İslam tarihinin kökleri...

📑 Vahy-i Gayr-i Metluv

Hz. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: "Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir." (Ebu Davud, Sünnet, 6, İmare 33; Tirmizi, İlim 10) Kur'an dışında Allah (c.c.) Peygamberine (s.a.v.) vahiy indirmiştir ki buna "Vahy-i Gayr-i Metluv" denilir. Kur'an-ı Kerim'de Kur'an'da bulunmayan ama Allah'ın peygamberine vahiy indirdiğine dair kanıt şu ayeti kerimedir: "Hani o vakit Peygamber (SAV), eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Derken o da (diğer eşlerinden birine) bunu haber vermiş, Allah da Ona (Resulüllah’a) bunu açığa vurup bildirmişti. O (Peygamber) de bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda (Resulüllah bu) haberi (kendisine) verince (eşi) demişti ki: "Bunu Sana kim haber verdi?" O da: "Bana Alîm olan, (her şeyden) Haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti." (Tahrîm Suresi 3. Ayet) "Bana Alîm olan, (her şeyden) Haberdar olan...

📑 Bilgi Nedir?

  Varlığı bilmek için bilgiye ihtiyaç duyarız. Sanırım ilk Felsefi icraat alanı bilgi konusu olsa gerek. Bunun için de doğru bilgiye ulaşmak için bilgi kaynaklarını kullanırız. İnsanlar arasındaki fikir ayrılıklarının nedeni farklı bilgi kaynakları ve bu bilgi kaynaklarını yorumlamadan kaynaklanıyor.  Mesela evren nedir, varlık nedir; metafizik varlıklar var mıdır, tanrı var mıdır, insan nedir? Ontoloji alanına giren bu tür soruların cevaplarını verebilmek için güvenilir bir bilgi kaynağı bulmak gerekir. Bilgi kaynakları konusunda birçok yöntem ortaya çıkmıştır. — Deneycilik (Bilimcilik) modern dünyada en çok tercih edilen yöntemdir. Doğru bilgi elle tutulur gözle görülür bilgilerdir.  — Şüphecilik (Septizm) Hiçbir bilgi kaynağına güvenmemektir. Belki de her şey aldatmacadır. Bizim var olmamız bile kesin olmayabilir. Duyu organları, akıl, din, sezgiler, her şeyde çelişkiler ve güvensizlik olabilir. — Akılcılık (Rasyonalizm) Doğru bilgiler akıl yürütmekle elde edilebilir. ...

📑 Kadim Bilgelik

İlk insan (Hz. Adem) ve ilk insanlar, yaratılış konusunda vahiy ve keşf yoluyla bilgi sahibiydiler. Hz. Adem, Hz. Şit ve Hz. İdris'e sahifeler inmiş, ilk insanlar din konusunda bilgi sahibi olmuşlardır. Yeryüzüne yayılan insanlar peygamberler yoluyla gelen bilgileri farklı versiyonlarda, içerisine politeizmi katarak mitolojiler üretmişler fakat yine de ilk insanların sahip oldukları bilgileri korumuşlardır. Bu meseleyi kurulan ilk uygarlıkların (Sümer, Babil, Mısır) yazılarında görüyoruz. Sümer'de tüm varlığın kökeni ilkel bir denizdir. Başlangıçta ilkel bir deniz vardı. Gök ile yerin birliğinden kozmik dağ meydana gelir. Ve gök yerden ayırılır. Sümer'deki ve diğer uygarlıklardaki bu kadim bilgiler düzeltilerek tekrar mukaddes kitaplarda yer alır. Peygamberlerin gönderiliş amaçlarından biri de bozulan bilgileri düzeltmektir. Tevrat:  Yar.1: 1 "Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı." Yar.1: 2 "Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. ...

📑 Yaratıcı Yaratılış ve Evrim'den 30 Alıntı

  1. “Yeryüzüne dağılmış insanlık serüveninin ortak adı dünya tarihidir. Mevcut dünya haritasında yedi kara parçası bulunur; genetik analizler, insanlığın kökenini Afrikalı mitokondriyal Havva ile Âdem’e bağlar. Bu yüzden ilk insanların Afrika’dan başlayarak Ortadoğu’ya ve oradan da bütün dünyaya yayıldıkları en güçlü bilgidir.” 2. “Hücreler doğar, yaşar ve ölürler; tıpkı yıldızlar gibi. Bu bana evrenin büyük doğumu ile evrenin büyük ölümü arasındaki dev döngüyü hatırlatıyor. Her canlı ölümü tadacaktır; yaşam ve ölüm, oluş ve bozuluş, ilk ile son arasındaki her zerreciğin serüvenidir.” 3. “İnsanın farklı olarak bir beyninin olması, geçmiş bütün yaşam serüvenini koruyabilmesi ve tecrübe biriktirmesi nedeniyle özel bir konuma sahiptir. Bu yüzden insan evrenin kendini dışa vurum biçimidir.” 4. “Demokritos’un dediği gibi ‘İnsan küçük bir evrendir (mikro-kozmos)’. Hz. Ali’nin ‘İnsan bir âlemdir’ sözü ise bu hakikati tamamlar; insan, geçmiş medeniyetlerin bıraktığı izlerde kendi yaratıcı...

📑 Varoluş ve Ötesi’nden 50 Alıntı

  1. “Hiç yoktan yaratılış (ex nihilo), aklımızın alamadığı bir başlangıçtır; çünkü yokluğun içinden varlığın çıkışı, insan düşüncesinin en büyük çelişkisidir.” 2. “Göksel devinim, yıldızların hareketinden çok, insan ruhunun evrenle uyumlu salınımıdır; gökler dönerken kalbimiz de aynı ritimde atar.” 3. “İçsel devinim, insanın kendi içinde yaşadığı en büyük yolculuktur; dışarıya değil, içeriye bakmayı öğrettiği için asıl varoluşun kaynağıdır.” 4. “Sayısal dünya bize matematiğin evrenin dili olduğunu gösterir; her sayı bir hakikatin sembolü, her oran bir sırdır.” 5. “Sözel dünya, dilin gücüyle kurulur; kelimeler yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda varlığı inşa eden yaratıcı güçtür.” 6. “Gök katları, insan bilincinin aşama aşama yükselişini temsil eder; yer katları ise nefislerin karanlık kuyularıdır.” 7. “Tinsel plan, ruhun hakikatle temas ettiği boyuttur; tensel plan ise varlığın en yoğun ve ağır perdesidir.” 8. “Kavramsal analiz, yalnızca düşünce sistemlerinin ürünü değil; ...

📑 Yeni Dünya’dan 20 Alıntı

  1. “Yeryüzünde insanlık kendisine dünyanın sahibi kimliğini geliştirdi; artık bütün ırklar, dinler ve partilerin dilinde ‘insaniyet’ terimi dolaşıyor. Çünkü insan emindir: Dünyada kendisinden başka rakip bir türün var olabileceğine ihtimal dahi vermiyor. Bunun üzerine gözler uzaya çevrildi; rakip aranıyor, uzaylı türler kurgulanıyor.” 2. “Koşullar yaşatır, yaklaşım koşullarda biçimlenir. Medeni toplumlarda politik insan, medeni olmayan toplumlarda savaşçı insan yetişir. Gelişmiş teknoloji sayesinde herkes kendi özel kimliklerini var etme koşullarına kavuştu.” 3. “Bir önceki çağda ulusal kimlik vardı; herkes bir milliyetle var olurdu. Ondan önce herkesin bir dini, daha önce bir aşireti, daha önce bir putu vardı. Bugün ise herkes kendi şahsi kimliğini yaratıyor; neredeyse herkes farklı bir profil oluşturmanın peşinde.” 4. “Artık din, millet ve diğer kimliklerin yerine kişisel dinler, kişisel görüşler ve kişisel başarı öyküleri geçti. Bunlar sosyal medya aracılığıyla sonsuza dek bir...

📑 Varlığın Gizemi’nden 30 Alıntı

  1. “Uzunluk, genişlik ve derinlik mekân hatları; geçmiş, şimdi ve gelecek zaman boyutları; fiziksel beden içerisinde bilincin farklı katlarıyla birleştiğinde, her an içinde varlığın farkında olan bilincimin şiirsel bildirgesini okuyorsunuz.” 2. “Ben varım, fakat varlığımın başlangıç noktasını kestiremiyorum; ben varım, fakat bilincimin son noktasını da kesin bilemiyorum; ben varım, fakat düşünce akışını durdurma iradesini edinemiyorum; çünkü varlığım bağımsız ve mutlak görünmüyor.” 3. “Çocuktum, masalsı bir zihnim vardı; biraz büyüdüm, sebep-sonuç ilişkileri başladı; şimdi zihnim yasallarla kuşatıldı, artık metod kurarak ve düşünce kurallarıyla düşünüyor, hayret duygusunu delip geçiyorum.” 4. “Çetin soruların çetin cevapları olmalıdır; fakat artık tüm felsefi akımlar durmalı, hepsini kuşatan bir düşünce sistemi konuşmalı ve tüm akideleri doğrulayan ufkun sermedi renkliliğinde yüzmeliyim.” 5. “Gelin birlikte gezelim sermedi ufukların doruğunda; ufuklarda gösterilen kanıtların gize...

📑 Kitaplarımdan Alıntılar

  📖 Çöle Düşen Deli (Yeni Yazıtlar) – 10 Alıntı 1. Varoluşun sancısı: > “İzleyin diz çöküşünü, bakın da görün efsanevi hayallerin bir bir yıkıldığını. Ne oldu ütopyalarına, arayıp bulamadıklarına? Ne oldu ufacık beynin dev sandıklarına?” 2. Tanrı’ya şüphe: > “Tanrı konusu da böyledir, hem inanıyoruz hem de inanmama konusunda şeytani fikirlere sahibiz. İmanla küfür yan yana yürür içimizde.” 3. Nihilizm: > “Ne geçmişte aradım buldum, ne gelecekte umut var. Çölde susuz kalmış bir deli gibi, hakikatin peşinde sürünüyorum.” 4. Mitolojik özdeşlik: > “Gilgameş’in arayışı da benim arayışımdır; ölümün kaçınılmazlığı karşısında ölümsüzlüğü aramak.” 5. İsyan dili: > “Ey insanlık! Aleyhine lanet olsun, çünkü hakikati ayaklar altına aldın.” 6. Hayatın anlamsızlığı: > “Yaşamak mı yoksa ölmek mi mantıklıdır, sorusu zihnimden hiç çıkmıyor. İkisinde de boşluk buluyorum.” 7. İnançsızlığın cazibesi: > “İnanmamak bazen daha kolaydır, çünkü Tanrı’ya inanmak sorumlul...

📑 Kadın

Acaba Avrupa yani Batı ülkelerinde KADIN neden bu kadar ön plana çıktı hiç düşündünüz mü?  Öncelikle şunu açıkça ortaya koymak gerekir, sanayi devrimine kadar Batıda kadının hiçbir kayda değer adı yoktu. İstisnasız tüm Batılı mütefekkirler (Aristo'dan Nietzsche'ye kadar) kadına yapılabilecek en büyük hakaretleri yapmışlardır. Onlara göre kadın vakit geçirilmesi gereken bir hayvandan farksızdı. Hepsi bu kadar!  Ne zaman ki Sanayi Devrimi oldu, anlayın artık, sanayi devrimi demek işgücü demektir, o zaman kadın değere bindi. Çünkü fabrikalarda çalışacak işçiye gerek duyuldu. Kas gücünden ziyade sabır gerektiren işler çoğaldı, o zaman "kadın hakları" diyerek, kadınları da çalışma hayatına dahil etmek istediler.  Bunun için de düşüncelerin değişmesi gerekiyordu. Sonuçta kadınların çalışması için yeni bir paradigma lazımdı. İşte o zaman "kadın hakları" akıllarına geldi.  Bunlar kadına değer verdikleri için değil kadına işleri düştüğü ve kadına ihtiyaç duydukları i...

📑 Felsefenin Sefaleti

"Onların çoğu sadece zanla, tahminle karar verdikleri şeylere uyarlar. Halbuki zan, hiçbir şekilde hakkın, Allah'tan gelen vahyin, ilmin yerini tutmaz. Allah onların sergilemeye devam ettikleri davranışlarını biliyor. Onların çoğu zandan başka bir şeye uymamaktadır." —Yunus Suresi, 36 “Bahsin derinliğine dalarak haddini aşanlar helak olmuştur.”  (Muslim, c. IV. s. 2055, Hadis No: 2670; Ebu Davud, Kitabu’s Sunne, bab: 5) —Hz. Peygamber (s.a.v.)  “İnsanlar bu kelâm ilminin (o günkü anlamı ile felsefenin) zararlarını bilselerdi arslandan kaçar gibi ondan kaçarlardı.” —İmam Şafiî (r.a.)  "Felsefe, doğru gibi görünen, fakat çoğu bozuk olan sözlerdir. Tecrübeye, hesaba dayanmayan şahsi düşüncelerdir." —İbn-i Âbidin (r.a.)

📑 Hayat Nedir?

Hayatın kısa olduğu konusunda kimsenin ihtilaf edeceğini zannetmiyorum. Ölümün kolay geldiğine inanmak belki bir aşamada zor gelebilir ama, özellikle, tabuttaki, vakit geçirdiğin bir tanıdığın ise, ölümle yakından tanışırsın. Aslında ölüm kulağa fısıldanan sessiz bir öğüttür. Ölümden daha büyük bir vaaz ve nasihat yoktur. Dehşetli hükümdarlar, ünlü düşünürler, heybetli âlimler, şanlı peygamberler; bu dünyaya gelen her kimse için ölümden kurtuluş yoktur. Kıymetli şairimiz Seyda Eliyê Findiki de öyle diyor: "Di Dinyayê heçî rabî;  feqir û şêx û axa bî  Ji ber mirnê xilas nabî,  di şerq û hem di xerbê da" [Dünyaya gelen her kimse; ister fakir ister ağa ister şeyh olsun Ölümden kurtulamaz,  ister doğuda ister batıda olsun] Madem hayat kısa, madem ölüm çok kolay gelir ve madem bu dünya için yaratılmamışız -hayat ebedî olmadığına göre bu dünya için değiliz- o zaman hayatın dünyayı aşan bir anlamı olmalıdır. Dünyayı ve kâinatı yaratan âlemlerin sahibi, zerreden küreye bütün...

📑 Astroloji

Bazı insanları birbirlerine oldukça benzer buluruz, bazı insanların ise birbirlerine zıt olduklarını görürüz; bazı insanların egoları yüksek iken, bazı insanlar son derece alçakgönüllüdürler ve her insan bir karakter üzere hareket eder. Sanki sihirli bir el insanları yönetiyormuş gibi, insanların bazı değişmez özellikleri mevcuttur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu duruma vurgu yapılmıştır: ''Herkes yaratılmış olduğu mizaca/karaktere göre hareket eder'' Yıldız yasalarını inceleyen bilim dalına Astronomi denir; buna karşılık yıldızların etkilerini inceleyen ve bilimsellik iddiası ile ortaya çıkan bilim dalına ise Astroloji denilir. Burçlar İlmi diyebileceğimiz Astroloji, yıldızlar arası ahengi, yıldızların insanlar üzerindeki etkileri ile insanların farklılıklarını ortaya koyan bir bilim dalıdır. Genel anlamda her insanın anne karnında geçirmiş olduğu süre 1 yıldır; bu 9,9 ay yani 280 gündür. Yıldızlar periyodik biçimde her 40 günde bir dönüşümlü olarak cenini etkilerler ve ...

📑 Teolojik Tartışma

DANYAR: Bu arkadaş Bawer'dir. Tıpkı adı gibi tanrıya mutlak iman edilmesi gerektiğini düşünür. Bawer'e göre tanrı vardır, diridir, birdir; sonsuzdan beri vardır ve sonsuza kadar var olacaktır. Tanrı yapısı itibarıyla yaratandır, görendir, duyandır ve güç yetirendir. Bu arkadaş da Bager'dir. Adı gibi "fırtına" estirir -Tanrı’nın varlığı karşısında. Bager'e göre tanrı inancı bir yanılgıdır. İnsanın yaratımı olan bir kavramdan öte bir şey değildir -Tanrı’nın kendisi. BAWER: Evet. Evreni ve varlığı var eden, idare eden bir yaratıcı güç vardır. O da tanrıdır. Her bölgede farklı adlandırılmasına rağmen -aslında her insanın aklıyla ulaşabildiği mutlak bir varlıktır. Asıl ona inanmamak yanılgıdır, hüsrandır. Bager arkadaş ona inanmıyor diye yok değildir. Tersine yüce Allah Bager'i yaratıp bu hakkı ona vermiştir, bu nedenle onun düşünceleri de saygıya layıktır. BAGER: Sahne-i Tabiatın, evrenin ve görünür maddi âlemin ötesinde; varlığı oluşturacak olan herhangi bir ...