Uzunluk, genişlik ve derinlik mekân hatları
Geçmiş, şimdi ve gelecek zaman boyutları
Fiziksel beden içerisinde bilincin farklı katları
Tam da şu an zamanın üç boyutu ile mekânın üç boyutu, her zaman şu an
içerisinde varlığın farkında olan bilincimin şiirsel bildirgesini okuyorsunuz.
“Ben varım” ve varlığımın başlangıç noktasını kestiremiyorum,
“Ben varım” ve bilimcimin sonuç noktasını da kesin bilmiyorum,
“Ben varım” ve düşünce akışını durdurma iradesini edinemiyorum,
Çünkü, varlığım “bağımsız” ve “mutlak” görünmüyor.
Çocuktum! Masalsı bir zihnim vardı,
Biraz daha büyüdüm sebep-sonuç ilişkileri başladı,
Şimdi zihnim tümüyle yasallarla kuşatıldı,
Artık metod kurarak ve belli bazı düşünce kurallarıyla düşünüyor ve hayret
duygusunu delip geçiyorum.
Çetin soruların çetin cevapları olmalıdır,
Lakin, artık tüm felsefi akımlar durmalıdır,
Hepsini kuşatan bir düşünce sistemi konuşmalıdır,
Tüm akideleri doğrulayan ve aşan ufkumun sermedi renkliliğinde yüzmeliyim.
Gelin birlikte gezelim sermedi ufukların doruğunda,
Ufuklarda gösterilen kanıtların gizemli dünyasında,
Nefislerde özet hâle getirilen varlığın görkemli açığa çıkışında,
Bilginin en üst boyutu olan kesin gerçeklik - yaşanılan bilgiye bu şiir
çalışmamda ayna tutayım.
Ey okur! Bil ki “son” yoktur, oldum, yakaladım dediğin anda hayat yeniden
başlar,
Eğer “oldum” noktası ya da seviyesi olsaydı yok olurdun, böylece yokluk varlığı
haşlar,
Her adımda yeniden sevinçler filizlenir ve daha derinden gözlerden akar yaşlar,
Yol vardır. Evet! Burası önemli “Yol” vardır. Hakikat yolcusunun Yol’a girmesi
bir yerde başlar ama Yol’a girdikten sonra asıl yolculuk o zaman başlar.
Çinli bilge olan Laozî “Yol” için Tao kavramını önermiş,
“Tarîk” kelimesi de müridlerin içerisinde yürüdüğü Yol anlamına gelirmiş,
Uyanış, yolda olduğun bilincini elde etmek imiş,
Kimse hakikatin kendisini elde edemez, hakikatin ışıklarına mazhar olabilir.
Hayat boyu anlamın kendisi insanca bulunmaz,
Hayat sana anlam verebilir ama anlamın kendisini vermez,
Her şeyde anlam bulursun ama anlamın kendisi verilmez,
“Anlam” uçsuz bucaksız hayatın bir yansımasıdır, anlamın kendisi gizemdir.
Hintli bilge Osho’nun dediği gibi: “Hayat bir arayıştır. Sonsuz bir arayış”,
Hayatın uyanış evresinde bilincin içerisinde olur ki müthiş bir sıçrayış,
Sonrasında neşe ve sevinçle birlikte hüzünlü yaşama eşlik eder sürekli
çırpınış,
Duygusal döngüler arasında hayret, korku, neşe, nefret, sevinç, çoşku ve daha
bir sürü duygu hâlleri yer değiştirip dururlar.
Derine inildiğinde, derinin de derininde varlığı uçsuz bucaksız - dipsiz gizem
sarmış,
Uçsuz bucaksız gizemin uçsuz bucaksız tarifleri bizleri kuşatmış,
Her akide ve her düşünce sistemi doğruluk payı ile sermedi deryaya kendisini
katmış,
“Kulların Rableri Hakkında Taşıdıkları Zan” ve akidelerin herbirine göre dipsiz
gizemin sunacak seçenekleri sonsuzdur.
Ulvi hakikatleri algılayabilecek bilinç seviyesinde olmayan düşük zihinler,
Yüce gerçeklikleri algılayamadıkları için şekilsel uygulamalar içerisinde
beklerler,
Ta ki oyalandıkları şekillerin önünde akıp giden yüce hakikatler kişiyi
kendisine ekler,
Böylece tüm görüntü, ritüel, kural, gelenek ve inanç sistemlerinin birer koruma
görevi gördükleri ortaya çıkana dek, arayış içerisinde arayışlar sonsuza kadar
farklı düzlemlerde yine devam ederler.
Varlık hakkında kesin olarak bildiğimiz “varlık hissi” duygusudur,
Duygusuz bir varlık var olduğu bilincini nasıl bilecek, bu bir insan
bulgusudur,
Üstelik varlık sahasında her varlık türünün “varlık bilinci” kendi varlık
kurgusudur,
Ama bizim kurgumuz kendi gerçeğimiz, her varlık türünün de varlık duygusu kendi
hakikatidir.
Varlığın olduğu gibi var olduğu, bizim de onu kendi zihnimizde olduğu gibi
gözlemimiz,
Ya da gördüğümüz varlığı kendi zihinsel dünyamızdan yansıma olarak izlememiz,
Gerçekten de hayal içerisinde bir hayal olarak kendimizi rüyada bilmemiz,
Her üçünün de aynı anda doğru olması, mantık olarak imkansız olması, aynı
zamanda mantık ilkelerine ters olsa da doğru olması ve mantık olarak imkansız
olmasının da doğru olması, işte! Karmaşık bir hakikat savunması.
Mümkün, hayal aleminde tasarlanabilen şeyler için bir tanımdır,
Kanatlı bir at hayal edebiliyorsam var olması da kayıtlı zihinsel anımdır,
Peki, dört köşeli bir üçgen hayal edemediğimiz için olması imkansız sezgisel
yanımdır,
Akıl, hayal, zihin ve yasalar altında düşündüğümüz bir gerçek olarak ortaya
çıkıyor. O halde varlığın “hakikati” yasalar altında nasıl algılanabilecek?
Fiziksel dünyamı altı temel kanun kuşatmış durumdadır,
Zaman ve mekân olmak üzere, detayı sonraki satırdaki yorumdadır,
Geçmiş, şimdi ve gelecek “zaman”ı, geniş, uzun ve derin ise “mekân”ı tanımlamak
zorundadır,
Varlık; zaman ve mekânın altı boyutundan ibaret olsaydı, bunların herbiri ezeli
Tanrılar olurdular. Big Bang bile zaman ve mekânın birden ortaya çıktıklarını
gösteriyor.
İbn-i Arabi, “Akıl sınırdır.” der. İlim ehlinin ulvi bilgilerinin yanında,
Evet! Akıl, zaman ve mekânın dolayısıyla düşünce akışının hükmü altında,
Varlığın sermedi atmosferi insani algılamaların ve hayallerinin çok üstünde,
İnsan algısı var olan üzerine düşünebilir. Varlığın sadece fiziki kısmı
üzerinde, uçsuz bucaksız varlığın bilinmeyen dehlizlerinde kaybolmak da vardır.
Aşama, aşama!
Koca kâinatın maddi kısmı yüzde dörtlük bir alan,
Maddi âlemin de zerreciklerinin yüzde biri maddi, boşluktur geriye kalan,
Maddi varlık, boşluk aleminde meydana gelen enerjidir, kendisini maddeye salan,
Zerrelerin hızlı hareketleri sayesinde dört bir tarafın fiziki olduğu konusunda
kesin algı oluşur zihinlerimizde.
Gelmiş geçmiş tüm insanların atomları toplansa,
Atomlardaki boşluklar çıkarılıp sadece madde bırakılsa,
Şaşırtıcı bir şekilde sadece bir elma tanesi elde tutulsa,
Evet, hepsi bir elma tanesi kadar ederler.
Bazı varlıklar vardır lakin görünmezler, kabul edilirler.
Etkilerinden dolayı varlıkları kesin ad edilirler.
Manyetik güçler ile karanlık enerji böyle bilinirler.
Hak Teala’nın da varlığı açık ve kesindir böyle biline.
3 Mayıs 2023

Yorumlar
Yorum Gönder