Ana içeriğe atla

📑 Kadim Bilgelik

İlk insan (Hz. Adem) ve ilk insanlar, yaratılış konusunda vahiy ve keşf yoluyla bilgi sahibiydiler. Hz. Adem, Hz. Şit ve Hz. İdris'e sahifeler inmiş, ilk insanlar din konusunda bilgi sahibi olmuşlardır. Yeryüzüne yayılan insanlar peygamberler yoluyla gelen bilgileri farklı versiyonlarda, içerisine politeizmi katarak mitolojiler üretmişler fakat yine de ilk insanların sahip oldukları bilgileri korumuşlardır. Bu meseleyi kurulan ilk uygarlıkların (Sümer, Babil, Mısır) yazılarında görüyoruz.

Sümer'de tüm varlığın kökeni ilkel bir denizdir. Başlangıçta ilkel bir deniz vardı. Gök ile yerin birliğinden kozmik dağ meydana gelir. Ve gök yerden ayırılır. Sümer'deki ve diğer uygarlıklardaki bu kadim bilgiler düzeltilerek tekrar mukaddes kitaplarda yer alır. Peygamberlerin gönderiliş amaçlarından biri de bozulan bilgileri düzeltmektir. Tevrat: 

Yar.1: 1 "Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı."

Yar.1: 2 "Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu."

Dikkat edilirse başlangıçta engin sularla kaplı olan deniz anlayışı Tevrat'ta da anlatılıyor. Kur'an ve Hadis:

Hud, 7 "Arşı, su üzerinde iken hanginizin daha güzel davranacağını denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur."

Müslim, Kader, 2/16 "Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlukatın kaderini yazdı. Arşı da su üzerindeydi." 

Görüldüğü gibi ilkel deniz anlayışı tüm kadim metinlerde ve ilahi vahiylerde anlatılır. Yer ve göğün ayrılışı da Kur'an'da geçer.

Enbiya, 30 "İnkar edenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişikken biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hala iman etmeyecekler mi?"

Eğer sadece bu anlayış Sümer'de olsaydı köken Sümer olurdu. Ama bende olan birçok eski dinlerin metinlerine baktığımda aynı bilgileri gördüm. Yaratılış, Tufan, ilk insanların uzun ömürlü olması, ahiret inancı (cennet ve cehennem) ve bu bilgilerin hepsi o toplumlara gönderilen peygamberler, keşf sahibi veliler tarafından kendilerine bildirildiği açıktır. Yoksa her toplum yaratılışı farklı anlatırdı ki bu konu peygamberliğin hak bir müessese olduğunu gösteriyor. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

📑 Altın Değerinde Sözler

Arthur Schopenhauer 'dan Seçilmiş Sözler: •Yazgı kartları karıştırır, biz de oynarız. •Hayatın ilk elli yılı metin, geri kalanı yorumdur. •Yaşam ölümden alınan bir borç, uyku da bu borcun günlük faizi olarak görülmelidir.  •Tarih hep aynıdır, yalnız hep farklı.  •Şükür ki yüz tane ahmak bir araya gelse bir tane akıllı adam etmez. •Sırrım konusunda sessizliğimi korursam benim esirim olur; eğer ağzımdan kaçırırsam ben onun esiri olurum.  •Sayfaların arasında gözyaşları, ağlama, dişlerin birbirine çarpması ve karşılıklı katletmenin korkunç gümbürtüsü olmayan felsefe, felsefe değildir. •Para deniz suyuna benzer, ne kadar çok içersen o kadar çok ona susarsın. •Okumak, kendi kafanla değil, başkasının kafasıyla düşünmeye benzer. •Otuz yaşıma gelene kadar öyle olmayan yaratıklara eşitmişim gibi davranmaktan bıkıp usandım. Bir kedi genç olduğu sürece kâğıt toplarla oynar, çünkü onların canlı ve kendine benzer bir şey olarak görür. •Mutluluk diye bir şey yoktur. Mutluluk ya geçmişt...

📑 Hadis-i Şerifler

★ İman, İslam ve İhsan Hz. Peygamber, ashabı ile otururken beyaz elbise içerisinde bir adam gelir ve Hz. Peygamberin önüne diz çöküp oturur. Rasulullah’a:   —“İman nedir?” der. Rasulullah:  “İman: Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrına ve şerrine inanmandır” cevabını verir. Adam:   —“İslâm nedir?” der. Rasulullah:  “İslâm: Allah’a ibadet edip, O’na hiç bir şeyi ortak koşmaman, namazını kılman, farz olan zekâtı vermen, hacca gitmen, orucu tutmandır” karşılığını verir. Adam:   —“İhsan nedir?” der. Rasulullah: “İhsan: Allah’ı görüyormuş gibi O’na ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görüyor.” diye cevap verir. Adam sonra çıkıp gider.  (Buhârî, İman, 37; Müslim, İman, 1, 5) ★Yaratılış "Allah vardı ve Allah'tan başka hiçbir şey yoktu. Allah'ın arşı su üzerinde bulunuyordu. Allah her şeyi zikirde takdir ve tesbit edip yazdı. Gökleri ve yeri yarattı." (Buhârî, Bed’ü’l-halk, 1) "Alla...

📑 Hayat Nedir?

Hayatın kısa olduğu konusunda kimsenin ihtilaf edeceğini zannetmiyorum. Ölümün kolay geldiğine inanmak belki bir aşamada zor gelebilir ama, özellikle, tabuttaki, vakit geçirdiğin bir tanıdığın ise, ölümle yakından tanışırsın. Aslında ölüm kulağa fısıldanan sessiz bir öğüttür. Ölümden daha büyük bir vaaz ve nasihat yoktur. Dehşetli hükümdarlar, ünlü düşünürler, heybetli âlimler, şanlı peygamberler; bu dünyaya gelen her kimse için ölümden kurtuluş yoktur. Kıymetli şairimiz Seyda Eliyê Findiki de öyle diyor: "Di Dinyayê heçî rabî;  feqir û şêx û axa bî  Ji ber mirnê xilas nabî,  di şerq û hem di xerbê da" [Dünyaya gelen her kimse; ister fakir ister ağa ister şeyh olsun Ölümden kurtulamaz,  ister doğuda ister batıda olsun] Madem hayat kısa, madem ölüm çok kolay gelir ve madem bu dünya için yaratılmamışız -hayat ebedî olmadığına göre bu dünya için değiliz- o zaman hayatın dünyayı aşan bir anlamı olmalıdır. Dünyayı ve kâinatı yaratan âlemlerin sahibi, zerreden küreye bütün...