★İman, İslam ve İhsan
Hz. Peygamber, ashabı ile otururken beyaz elbise içerisinde bir adam gelir ve Hz. Peygamberin önüne diz çöküp oturur.
Rasulullah’a:
—“İman nedir?” der.
Rasulullah: “İman: Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrına ve şerrine inanmandır” cevabını verir.
Adam:
—“İslâm nedir?” der.
Rasulullah: “İslâm: Allah’a ibadet edip, O’na hiç bir şeyi ortak koşmaman, namazını kılman, farz olan zekâtı vermen, hacca gitmen, orucu tutmandır” karşılığını verir.
Adam:
—“İhsan nedir?” der.
Rasulullah: “İhsan: Allah’ı görüyormuş gibi O’na ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görüyor.” diye cevap verir. Adam sonra çıkıp gider.
(Buhârî, İman, 37; Müslim, İman, 1, 5)
★Yaratılış
"Allah vardı ve Allah'tan başka hiçbir şey yoktu. Allah'ın arşı su üzerinde bulunuyordu. Allah her şeyi zikirde takdir ve tesbit edip yazdı. Gökleri ve yeri yarattı."
(Buhârî, Bed’ü’l-halk, 1)
"Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu: "Muhakkak ki ümmetin: "Şu nedir, bu nedir?" diye sormaya devam ederler. Hatta: "Bu mahlûkatı Allah yarattı, peki Allah'ı kim yarattı?" derler."
(Müslim, 136; Ahmed, 3 - 102)
“Allah, Âdem’i yeryüzünün her tarafından aldığı bir miktar topraktan yarattı. Bu sebeple Âdemoğulları yeryüzü kadar geldiler. Onlardan kimi kızıl, kimi beyaz, kimi siyah, kimi de bunların karışımı; kimi yumuşak, kimi sert, kimi kötü, kimi de iyi geldi.”
(Ebû Dâvûd, Sünnet, 16)
★Peygamberlik
Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
—“İsrâiloğullarını peygamberler yönetirdi. Bir peygamber ölünce, yerine bir başka peygamber geçerdi. Fakat benden sonra peygamber gelmeyecek, birçok halifeler gelecektir.”
Bunun üzerine ashâb-ı kirâm:
—Yâ Resûlallah! Bize bu konuda ne yapmamızı emredersin? diye sordular.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
—“Halifelere başa geçiş sırasına göre bîat edin. Sonra onlara karşı görevinizi yapıp itaat edin. Onlar size karşı görevlerini yapmazlarsa, Allah’tan size yardım etmesini isteyin. Zira size karşı görevlerini yapıp yapmadıklarını Cenâb-ı Hak onlardan soracaktır.”
(Buhârî, Enbiyâ 50; Müslim, İmâre 44; İbni Mâce, Cihâd 42)
★Vahiy
Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:
—Rasûlullah'ın ilk vahy başlangıcı uykuda doğru rüya görmekle olmuştur. Hiçbir rüya görmezdi ki sabah aydınlığı gibi açık seçik zuhur etmesin. Ondan sonra kalbine yalnızlık sevgisi bırakıldı. Artık Hırâ Dağı'ndaki mağara içinde yalnızlığa çekilip, orada ailesinin yanına gelinceye kadar adedi muayyen gecelerde tehannüs -ki taabbüd demektir- eder ve yine azıklanıp giderdi. Sonra yine Hadîce'nin yanına dönüp, bir o kadar zaman için yine azık tedârik ederdi. Nihayet Rasûlüllah'a bir gün Hırâ mağarasında bulunduğu sırada Hak geldi. Şöyle ki, ona melek geldi ve: İkrâ', (yani: Oku) dedi. O da: "Ben okumak bilmem" cevâbını verdi. Peygamber buyurdu ki:
—"O zaman Melek beni alıp tâkatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: İkrâ', dedi. Ben de O'na: Okumak bilmem, dedim. Yine beni alıp ikinci defa tâkatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: İkrâ', dedi. Ben de: Okumak bilmem, dedim. Nihayet beni alıp üçüncü defa sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp:
—"Yaradan Rabb'inin ismiyle oku. O insanı yapışkan bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabb'in nihayetsiz kerem sahibidir. Ki O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti". ( Alâk: 96/1-5) dedi.
(Buhârî, Vahiy, 1)
Haris ibn Hişâm (r.a.), Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan “Yâ Rasûlallah, sana vahy nasıl gelir?” diye sordu. Resûlullah:
—"Bâzı vakitlerde bana çıngırak sesi gibi gelir ki, bana en ağır geleni de budur. Benden o hâl gider gitmez, (meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum. Bazen de melek bana bir insan olarak temessül eder, benimle konuşur, ben de söylediğini iyice bellerim" buyurdu.
Âişe (r.a.) şöyle dedi:
—"Rasûlüllah'ı, soğuğu pek şiddetli bir günde kendisine vahy inerken görmüşümdür, (böyle soğuk bir günde bile) kendisinden o hâl geçtiği vakitte şakaklarından boncuk boncuk ter akardı."
(Buhârî, Vahiy, 1)
★İlim
"Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur."
(Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19; Buhârî, İlim 10; İbni Mâce, Mukaddime 17)
★Ölüm Ötesi
Rasulullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu:
—"Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır."
(Tirmizî, Zühd, 5 - 2308)
—"Yüce Allah: "Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın kalbine gelmediği nimetler hazırladım." buyurdu. İsterseniz "Yaptıklarına karşılık, onlar için gözler aydınlık olacak şeylerden nelerin saklandığını hiç kimse bilemez." (Secde Suresi, 17) ayetini okuyunuz."
(Buhari, Bed'ül-Halk 8, Secde Suresi Tefsiri 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2 - 2824)
—"Dikkat edin ki, size cennetlikleri haber vereyim: Her zayıf (mütevazı) ve zayıf görülen kimsedir. O mümin kimse, Allah'a yemin etse, gerçekten Allah o kimsenin yeminini doğru çıkarır. Dikkat edin ki, size cehennemlikleri haber vereyim: Katı yürekli (taş kalpli), çalımlı ve kibirli olan her kim ise cehennemliktir."
(Buhari, Kelâm Suresi Tefsiri 1, Edeb 61, Eymen 9; Müslim, Cennet 49 - 2855)
—"Cennetin kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki içeri girenlerin çoğu yoksullardı. Zenginler ise hesap görmek için alıkonulmuştu. Cehennemlik olduğu kesinleşenlerin de ateşe girmesi emrolunmuştu. Cehennemin de kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki cehenneme girenlerin çoğu kadınlardı."
(Buhârî, Rikak 51, Nikâh 87; Müslim, Zikir 93)
—"(Cehennemde) onlardan kimi vardır ki, ateş onu iki topuğuna kadar yakalar. Kimi vardır ki, onu dizlerine kadar yakalar. Kimi de vardır ki, ateş onu beline kadar yakalar. Kimi de vardır ki, ateş onu boynuna kadar yakalayıp yakar!"
(Müslim, 2845/33)
—"Cehennem ateşi, Âdemoğlunun secde yeri dışında kalan bedenini yer! Allah, cehennem ateşine secde eserini yemeyi yasaklamıştır!"
(İbni Mace, 4326)
—"Şüphesiz ki, kıyamet gününde ateş ehlinin en hafif azaplısı şöyle bir adamdır ki, onun iki ayağının altındaki çukurda iki ateş parçası vardır da, bunların sıcaklığından dolayı onun beyni bakır tencere ve kumkuma adındaki madeni kabın kaynaması gibi kaynayacaktır!”
(Buhari, 6463; Tirmizi, 2731)
.jpeg)
Yorumlar
Yorum Gönder