Ana içeriğe atla

📑 Hadis-i Şerifler

İman, İslam ve İhsan

Hz. Peygamber, ashabı ile otururken beyaz elbise içerisinde bir adam gelir ve Hz. Peygamberin önüne diz çöküp oturur.

Rasulullah’a:  

—“İman nedir?” der.

Rasulullah:  “İman: Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrına ve şerrine inanmandır” cevabını verir.

Adam:  

—“İslâm nedir?” der.

Rasulullah:  “İslâm: Allah’a ibadet edip, O’na hiç bir şeyi ortak koşmaman, namazını kılman, farz olan zekâtı vermen, hacca gitmen, orucu tutmandır” karşılığını verir.

Adam:  

—“İhsan nedir?” der.

Rasulullah: “İhsan: Allah’ı görüyormuş gibi O’na ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görüyor.” diye cevap verir. Adam sonra çıkıp gider. 

(Buhârî, İman, 37; Müslim, İman, 1, 5)

★Yaratılış

"Allah vardı ve Allah'tan başka hiçbir şey yoktu. Allah'ın arşı su üzerinde bulunuyordu. Allah her şeyi zikirde takdir ve tesbit edip yazdı. Gökleri ve yeri yarattı."

(Buhârî, Bed’ü’l-halk, 1)

"Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu: "Muhakkak ki ümmetin: "Şu nedir, bu nedir?" diye sormaya devam ederler. Hatta: "Bu mahlûkatı Allah yarattı, peki Allah'ı kim yarattı?" derler."

(Müslim, 136; Ahmed, 3 - 102) 

“Allah, Âdem’i yeryüzünün her tarafından aldığı bir miktar topraktan yarattı. Bu sebeple Âdemoğulları yeryüzü kadar geldiler. Onlardan kimi kızıl, kimi beyaz, kimi siyah, kimi de bunların karışımı; kimi yumuşak, kimi sert, kimi kötü, kimi de iyi geldi.” 

(Ebû Dâvûd, Sünnet, 16)

Peygamberlik

Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

—“İsrâiloğullarını peygamberler yönetirdi. Bir peygamber ölünce, yerine bir başka peygamber geçerdi. Fakat benden sonra peygamber gelmeyecek, birçok halifeler gelecektir.”

Bunun üzerine ashâb-ı kirâm:

—Yâ Resûlallah! Bize bu konuda ne yapmamızı emredersin? diye sordular.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

—“Halifelere başa geçiş sırasına göre bîat edin. Sonra onlara karşı görevinizi yapıp itaat edin. Onlar size karşı görevlerini yapmazlarsa, Allah’tan size yardım etmesini isteyin. Zira size karşı görevlerini yapıp yapmadıklarını Cenâb-ı Hak onlardan soracaktır.” 

(Buhârî, Enbiyâ 50; Müslim, İmâre 44; İbni Mâce, Cihâd 42)

Vahiy

Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:

—Rasûlullah'ın ilk vahy başlangıcı uykuda doğru rüya görmekle olmuştur. Hiçbir rüya görmezdi ki sabah aydınlığı gibi açık seçik zuhur etmesin. Ondan sonra kalbine yalnızlık sevgisi bırakıldı. Artık Hırâ Dağı'ndaki mağara içinde yalnızlığa çekilip, orada ailesinin yanına gelinceye kadar adedi muayyen gecelerde tehannüs -ki taabbüd demektir- eder ve yine azıklanıp giderdi. Sonra yine Hadîce'nin yanına dönüp, bir o kadar zaman için yine azık tedârik ederdi. Nihayet Rasûlüllah'a bir gün Hırâ mağarasında bulunduğu sırada Hak geldi. Şöyle ki, ona melek geldi ve: İkrâ', (yani: Oku) dedi. O da: "Ben okumak bilmem" cevâbını verdi. Peygamber buyurdu ki:

—"O zaman Melek beni alıp tâkatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: İkrâ', dedi. Ben de O'na: Okumak bilmem, dedim. Yine beni alıp ikinci defa tâkatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: İkrâ', dedi. Ben de: Okumak bilmem, dedim. Nihayet beni alıp üçüncü defa sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp:

—"Yaradan Rabb'inin ismiyle oku. O insanı yapışkan bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabb'in nihayetsiz kerem sahibidir. Ki O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti". ( Alâk: 96/1-5) dedi.

(Buhârî, Vahiy, 1)

Haris ibn Hişâm (r.a.), Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan “Yâ Rasûlallah, sana vahy nasıl gelir?” diye sordu. Resûlullah:

—"Bâzı vakitlerde bana çıngırak sesi gibi gelir ki, bana en ağır geleni de budur. Benden o hâl gider gitmez, (meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum. Bazen de melek bana bir insan olarak temessül eder, benimle konuşur, ben de söylediğini iyice bellerim" buyurdu.

Âişe (r.a.) şöyle dedi: 

—"Rasûlüllah'ı, soğuğu pek şiddetli bir günde kendisine vahy inerken görmüşümdür, (böyle soğuk bir günde bile) kendisinden o hâl geçtiği vakitte şakaklarından boncuk boncuk ter akardı."

(Buhârî, Vahiy, 1)

İlim

"Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur."

(Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19; Buhârî, İlim 10; İbni Mâce, Mukaddime 17)

Ölüm Ötesi

Rasulullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: 

—"Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır." 

(Tirmizî, Zühd, 5 - 2308)

—"Yüce Allah: "Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın kalbine gelmediği nimetler hazırladım." buyurdu. İsterseniz "Yaptıklarına karşılık, onlar için gözler aydınlık olacak şeylerden nelerin saklandığını hiç kimse bilemez." (Secde Suresi, 17) ayetini okuyunuz."

(Buhari, Bed'ül-Halk 8, Secde Suresi Tefsiri 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2 - 2824)

—"Dikkat edin ki, size cennetlikleri haber vereyim: Her zayıf (mütevazı) ve zayıf görülen kimsedir.  O mümin kimse, Allah'a yemin etse, gerçekten Allah o kimsenin yeminini doğru çıkarır. Dikkat edin ki, size cehennemlikleri haber vereyim: Katı yürekli (taş kalpli), çalımlı ve kibirli olan her kim ise cehennemliktir."

(Buhari, Kelâm Suresi Tefsiri 1, Edeb 61, Eymen 9; Müslim, Cennet 49 - 2855)

—"Cennetin kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki içeri girenlerin çoğu yoksullardı. Zenginler ise hesap görmek için alıkonulmuştu. Cehennemlik olduğu kesinleşenlerin de ateşe girmesi emrolunmuştu. Cehennemin de kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki cehenneme girenlerin çoğu kadınlardı."

(Buhârî, Rikak 51, Nikâh 87; Müslim, Zikir 93)

—"(Cehennemde) onlardan kimi vardır ki, ateş onu iki topuğuna kadar yakalar. Kimi vardır ki, onu dizlerine kadar yakalar. Kimi de vardır ki, ateş onu beline kadar yakalar. Kimi de vardır ki, ateş onu boynuna kadar yakalayıp yakar!"

(Müslim, 2845/33) 

—"Cehennem ateşi, Âdemoğlunun secde yeri dışında kalan bedenini yer! Allah, cehennem ateşine secde eserini yemeyi yasaklamıştır!"

(İbni Mace, 4326) 

—"Şüphesiz ki, kıyamet gününde ateş ehlinin en hafif azaplısı şöyle bir adamdır ki, onun iki ayağının altındaki çukurda iki ateş parçası vardır da, bunların sıcaklığından dolayı onun beyni bakır tencere ve kumkuma adındaki madeni kabın kaynaması gibi kaynayacaktır!”

(Buhari, 6463; Tirmizi, 2731) 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

📑 Altın Değerinde Sözler

Arthur Schopenhauer 'dan Seçilmiş Sözler: •Yazgı kartları karıştırır, biz de oynarız. •Hayatın ilk elli yılı metin, geri kalanı yorumdur. •Yaşam ölümden alınan bir borç, uyku da bu borcun günlük faizi olarak görülmelidir.  •Tarih hep aynıdır, yalnız hep farklı.  •Şükür ki yüz tane ahmak bir araya gelse bir tane akıllı adam etmez. •Sırrım konusunda sessizliğimi korursam benim esirim olur; eğer ağzımdan kaçırırsam ben onun esiri olurum.  •Sayfaların arasında gözyaşları, ağlama, dişlerin birbirine çarpması ve karşılıklı katletmenin korkunç gümbürtüsü olmayan felsefe, felsefe değildir. •Para deniz suyuna benzer, ne kadar çok içersen o kadar çok ona susarsın. •Okumak, kendi kafanla değil, başkasının kafasıyla düşünmeye benzer. •Otuz yaşıma gelene kadar öyle olmayan yaratıklara eşitmişim gibi davranmaktan bıkıp usandım. Bir kedi genç olduğu sürece kâğıt toplarla oynar, çünkü onların canlı ve kendine benzer bir şey olarak görür. •Mutluluk diye bir şey yoktur. Mutluluk ya geçmişt...

📑 Hayat Nedir?

Hayatın kısa olduğu konusunda kimsenin ihtilaf edeceğini zannetmiyorum. Ölümün kolay geldiğine inanmak belki bir aşamada zor gelebilir ama, özellikle, tabuttaki, vakit geçirdiğin bir tanıdığın ise, ölümle yakından tanışırsın. Aslında ölüm kulağa fısıldanan sessiz bir öğüttür. Ölümden daha büyük bir vaaz ve nasihat yoktur. Dehşetli hükümdarlar, ünlü düşünürler, heybetli âlimler, şanlı peygamberler; bu dünyaya gelen her kimse için ölümden kurtuluş yoktur. Kıymetli şairimiz Seyda Eliyê Findiki de öyle diyor: "Di Dinyayê heçî rabî;  feqir û şêx û axa bî  Ji ber mirnê xilas nabî,  di şerq û hem di xerbê da" [Dünyaya gelen her kimse; ister fakir ister ağa ister şeyh olsun Ölümden kurtulamaz,  ister doğuda ister batıda olsun] Madem hayat kısa, madem ölüm çok kolay gelir ve madem bu dünya için yaratılmamışız -hayat ebedî olmadığına göre bu dünya için değiliz- o zaman hayatın dünyayı aşan bir anlamı olmalıdır. Dünyayı ve kâinatı yaratan âlemlerin sahibi, zerreden küreye bütün...